Down Sendromu

Down Sendromu (DS) en sık rastlanılan ve en iyi bilinen kromozom bozukluğu olup 600-700 doğumda bir görülür. Kendine özgü fenotipik bulguları nedeniyle doğumda tanınabilmektedir. Hastalarda hipotoni, brakisefali, yukarı çekik palpebral fissürler, epikantus, iriste brushfield lekeleri, basık burun kökü, düşük yerleşimli kulaklar, ellerde tek transvers çizgi ve klinodaktili, ayaklarda birinci ve ikinci parmaklar arasında geniş aralık,

Osteoporozis

Yapılan çalışmalarda kemik mineral dansitesinin azalması (BMD) ve fraktür riski ile ilişkili bazı polimorfizmler saptanmıştır. Günümüzde geçerli olan polimorfizmlerin gözlendiği bölgeler Kollajen Tip 1 ile Vitamin D, Östrojen ve Kalsitonin Reseptör genleridir. Bu polimorfizmler; hastalığın klinik seyrinin önceden bilinmesinde ve geçerli destek tedavilerinin belirlenmesinde önemli rol oynarlar.

Kişiye özel tedavilerin belirlenmesinde etkin olan bu değişiklikler 4 farklı gen bölgesinde tanımlanmış 6 farklı polimorfizmi içine alır.

Sialidozis (Mukolipidozis Tip I)

Sialidozis (Nörominidaz – Mokolipidosiz Tip I; nörominidaz enzim yetmezliğinden kaynaklanan bir lizozomal depo hastalığıdır. Hastalarda; Tip I ve Tip II olmak üzere 2 klinik formu mevcuttur.

Hastalarda tip ve tip 2 de değişmek üzere; hidrops fötalis )prenatal), kaba yüz görünümü, dizostozis multipleks, kas atrofisi ve zayıflığı, işitme kaybı, ilerleyici görme kaybını içine alan göz anomalileri,

Smith-Lemli-Opitz (SLOS)

Smith-Lemli-Opitz Sendromu (SLOS); 7-dehidrokolesterol (7-DHC) redüktaz enziminin yetmezliğinden kaynaklanan bir kolesterol metabolizma bozukluğudur.

Hastalarda; prenatal ve posnatal gelişme geriliği, mikrosefali, mental retardasyon, multiple major ve minör anomaliler gözlenir. Bu anomaliler; ayırıcı fasiyal dismorfizm, yarık damak, kardiyak anomali, postaksiyel polidaktili vb. malformasyonalrı içerir. Otozomal resesif kalıtılan hastalık DHCR7 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

DHCR7 geni 11.

Charcot-Marie-Tooth

Charcot-Marie-Tooth Nöropati Tip 1 (CMT1); distal kas zayıflığı ve atrofisi, sinir ileti hızında yavaşlama ile karakterize otozomal dominant bir demyelinizan periferik nöropatidir. Genellikle yavaş seyreden ve yaşam ömrünü etkilemeyen hastalık 5-25 yaş arasında ortaya çıkar. Tüm CMT1’li hastaların %70-80’ini PMP22 gen bölgesinin duplikasyonundan kaynaklanan CMT1A hastaları oluşturur.

Hereditary Neuropathy with Liability to Pressure Palsies (HNNP) ise otozomal dominan kalıtımlı olup karpal tunel ve peroneal palsi gibi tekrarlayan odaksal basınç nöropatileri ile 20-30’lu yaşlarda kendini gösterir.

Doğumsal İşitme Kaybı

Otozomal resesif kalıtılan nonsendromik işitme kaybı (DFNB1); doğumsal olup ilerleyici olmayan orta-ağır düzeyde sensorinöral işitme kaybı ile karakterizedir. Hastaların %98’inde Konneksin 26 (GJB2) geninde mutasyonlar gözlenirken %2’sinde ise Konneksin 30 (GJB6) geninde mutasyonlar saptanır.

GJB2 geninde saptanan bazı mutasyonlar ise otozomal dominant kalıtımlı nonsendromik işitme kaybına (DFNA3) neden olur. GJB2 geni 13 numaralı kromozomun uzun kolunda lokalize olup 226 amino asitlik bir protein kodlar.

Alfa-1-Antitripsin Yetmezliği

En sık gözlenen kalıtsal hastalıklardan birisi olan AAT eksikliği; karaciğer hastalığı (yükselmiş karaciğer enzimleri, neonatal hepatit, kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanseri), akciğer hastalığı (astım, kronik bronşit, amfizem, KOAH ve bronşiektazi) ve cilt hastalıkları (panniculutis) ile kendini gösterir.

Hastalarda α-1-Antitripsin yetmezliği, 14. kromozom üzerinde bulunan proteaz inhibitör (Pi) genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. En riskli allellerden birisi olan PiZ allelinin görülme sıklığı 1/162’dir.

Hemokromatozis

Kalıtımsal hemokromatozis (HH), demir metabolizmasının sık gözlenen otozomal resesif kalıtılan bir hastalığı olup iç organlarda (karaciğer, kalp, pankreas) ilerleyici demir birikimi, karaciğer sirozuna gidiþ, diyabet, kardiyomyopati ve sonuçta erken yaşta ölüm ile karakterize bir hastalıktır. Hastalık 1/200-400 arasında gözlenir ve taşıyıcı sıklığı 1/8-10 oranındadır. Erkeklerde kadınlardan daha sık gözlenen HH, hastaları sıklıkla 30-60 yaşlarında etkiler.

Akondroplazi

Kalıtsal dwarfizmin en sık nedenlerinden olan Akondroplazi ve Hipokondroplazi FGFR3 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Hastalık, kemik büyümesindeki geriliğe bağlı orantısız alt ve üst ekstremite kısalığının eşlik ettiği boy kısalığı ile karakterizedir.

Klinik olarak daha ağır seyreden Akondroplazi’de, Hipokondroplaziden farklı olarak frontal bossing ve yüz orta hat hipoplazisi gibi karakteristik yüz bulguları mevcuttur.

FGFR3 geni;

Rett Sendromu

Rett Sendromu, X-linked otozomal dominant bir hastalıktır olup klinik bulgular cinsiyete göre değişir. Kız çocuklarda klasik veya atipik olarak seyredebilir ve öğrenme güçlükleri ile kendini gösterir. İlk 6-18 ayda kazanılmış olan dil ve motor becerilerin kaybı, ellerde sterotipik hareketler, mikrosefali, nöbetler ve mental retardasyon ile karakterizedir. Erkeklerde ise daha ağır seyreder.

Hastalığa neden olan MECP2 geni X kromozmun uzun kolunda (Xq28) lokalize olup 4 ekzona sahiptir.

Frajil X Sendromu

Frajil X sendromu kalıtsal mental retardasyonun en yaygın formudur. Yaklaşık olarak erkeklerde 1/1200 kadınlarda ise 1/2500 sıklığında gözlenir. Xq27.3 bölgesine lokalizedir. Sendrom FMR-1 genindeki trinükleotid tekrarlarının artışı ile ortaya çıkar.

6-40 tekrar arası normal kabul edilmekle birlikte toplumda sıklıkla 29 tekrar gözlenir. 40-55 tekrar arası “grey zone” olarak adlandırılır. 55-200 tekrar arası premutasyon kabul edilir.

Spinal Musküler Atrofi

Spinal Musküler Atrofi (SMA), klinik olarak spinal kord ve kraniyal sinir nükleuslarındaki ön boynuz hücrelerindeki dejenerasyona bağlı ilerleyici kas güçsüzlüğü ile karakterizedir. Hastalığa neden olan SMN genleri 5. kromozmun uzun kolunda (5q13) lokalizedir.

Hastaların %95-98’ine yakınında SMN1 geninde 7 ve 8. ekzonda homozigot delesyonlar gözlenir. Daha küçük bir kısmında (%2-5) ise ekzon 7 ve 8 delesyonları için compound heterozigotluk veya nokta mutasyonlar saptanır.

DMD/BMD Kas Hastalığı

Duchenne/Becker Kas Distrofisi (DMD/BMD), ilerleyici kas güçsüzlüğü ve atrofi ile karakterize olup distrofin genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Hastalarda, mutasyona göre klinik semptomlar hafif veya ağır olarak gözlenir ki bu da DMD/BMD ayırımını yapılmasını sağlar. Hastalar, tekrarlayan akciğer hastalıkları ve kardiyomyopati nedeniyle 30’lu yaşlarda kaybedilir.

Distrofin geni 5 numaralı kromozomun uzun kolunda (5q13) lokalize olup 79 ekzondan oluşur.

Kistik Fibrozis

Otozomal resesif kalıtılan hastalık, akciğer ve pankreas bulguları ile artmış ter klor konsantrasyonu ile karakterizedir. Bugüne kadar hastalarda yapılan çalışmalarda 1500’den fazla farklı mutasyon saptanmıştır. Kistik fibrozis transmembran regülatör (CFTR) geninde en sık gözlenen mutasyon olan ΔF508’in ülkemizde görülme oranı %18.8-27 arasındadır. Türk toplumunda sık gözlenen diğer sık gözlenen mutasyonlar ise 1677delTA, G542X, 2183AA-G,

Alfa Talasemi

Alfa talasemi klinik olarak önemli 2 form ile karakterizedir. Bunlar; hemoglobin Bart hidrops fötalis (Hb Bart) sendromu ve hemoglobin H (HbH) hastalığıdır. Hb Bart Sendromu, ağır formu olup prenatal dönemde tüm vücutta ödem, plevral ve pericardiyal ödem ile şiddetli hipokromik anemi ile karakterizedir. Klinik özellikleri hepatospenomegali, ekstramedüller eritropoez, hidrosefali, kardiak ve ürogenital anomalileri içerir. HBH hastalığı ise hepatospenomegali ve mikrositer hipokromik hemolitik anemi ile kendini gösterir.

Orak Hücre Anemisi

Orak hücre anemisi, kronik anemi ve periyodik ağrı atakları ile karakterize otozomal resesif kalıtılan bir kan hastalığıdır. Kırmızı kan hücreleri içerisinde yer alan ve oksijen taşınmasında görevli olan hemoglobinin yapısındaki glutamik asidin valin ile yer değiştirmesi (HbS) sonrasında meydana gelir.

Bu genetik defekt sonrasında, normalde yuvarlak veya ball-shaped şeklinde olan hemoglobinler belirli durumlarda (oksijen azlığı) orak şeklini almaktadırlar.

Beta Talasemi (Akdeniz Anemisi)

Beta Talasemi, diğer Akdeniz ülkelerinde olduðu gibi Türkiye’de de en sık görülen kan hastalıklarından birisidir. Taşıyıcılık sıklığı bazı bölgelerde %10’lara yükselmekle birlikte yaklaşık %2-3’tür. Bununla birlikte, ülkemizde akraba evliliklerinin de sık (21%) yapılması nedeniyle çok sayıda etkilenmiş gebelik gözlenmekte ve sonuçta birçok gebelik sonlandırılmaktadır.

Yapılan araştırmalarda ülkemizde en sık gözlenen mutasyon IVS-I 110 olarak saptanmıştır.

Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF)

Otozomal resesif kalıtılan Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF), abdominal kavitenin inflamasyonuna bağlı gelişen kısa süreli ve yineleyici şiddetli karın ağrısı ve buna eşlik eden yüksek ateş atakları ile karakterizedir. İlk atak, 20’li yaşlarla birlikte hastaların %90’ında kendini gösterir. Bazı hastalarda amiloid proteininin böbrek gibi iç organlarda birikimi gözlenebilir. Hastaların %95’inde inflamatuar atakların şiddeti ve sayısı kolsişin tedavisi ile azaltılabilir.

START TYPING AND PRESS ENTER TO SEARCH